[Flash 9 is required to listen to audio.] Played 5 times.

(Source: imgfave)

Koy bakalım hayatımın kavşaklarına da bu işaretten, sapar mıydım sanıyorsun o yola ben!

O kadar saf ve sorgusuz bi sevgiydi ki sana karşı hissettiklerim, nefret etmek için asla bi sebep bulamayacaktim ve hayatima giren herkesi seninle kiyaslayacaktim… Ve bu hep acı verecek!

Güneşli bir Mayıs günü beklenmedik bir yağmur yağar ve birden uzun zamandır hatırlamadığın şeyler gelir aklına. Gerçek olan ve olmayan. Gerçek olduğunu düşündüğümüz amaçlar uğruna her gün yeni sebepler bulmaya çalışmak. Belki de katlanamayacağımız işleri yapmak uğruna çaba harcamak ve yıllarca o işi yapıp hayatta kalmak. Katlanamayacağın bir kişiyle yuva kurmaya çalışmak ve her gün aynı şeyleri yapmaya tahammül edemeyen biri haline gelmek. Aynı saçma hayalin peşinden koşup durmak, gerçekten istediğini sandığın şeyleri hayat amacın haline getirmek ve bunun için kendimizi asıl olduğumuz kişiyi unutarak cezalandırmak. Kendini ve yapabileceklerini dizginlemek. İşte yaptığım şey bu.

Bir ses gelir kulağına fısıldar;

- Sen ne olduğunu hatırlamıyor musun?

- Peki ne yapmalıyım?

- Bilmiyor musun? Sen bu dünyada ki en güzel ve en harika şeysin! Sen bir kadınsın. Bu senin şansın. Bu senin en büyük şansın. Yaratmak senin doğanda var.

- Bu söylediklerin eğer bir yeteneğim olsaydı mantıklı olurdu.

- Onu bulmaya çalıştın mı hiç? Sen ne olduğunu hatırlamak zorundasın. Çünkü ancak böyle mutlu olabilirsin.

-  …….

Fincanımın bi köşesi var ki sadece senin dudakların değmiştir ve sadece sen yakardın sigaranı öyle… Bişeyleeer bişeyler. Zihnimde ki görüntüler, kekeme çocuklardan oluşmuş bir koro gibi..

Ben mi? şey, iyiyim böyle!

Sıradan bir gün işte, sokaklar, ağaçlar, arabalar, kuşlar, bahar gelmiş olmalı, hava mavimsi, berrak, nefes alınası, insanlar sokaklarda, deniz kenarı kalabalık,öğlen olmalı.

Orada, güneş altında, dünyanın tam merkezinde duruyor, titriyor, ağzında gevelediği bi kaç sözcük, kendinden başka duyan yok, benzersiz, eşsiz, tek başına.

Evden yürümüş olmalı buraya kadar, üzerindekiler havaya uygun değil oysa ki, ama bakımlı, dingin, gözleri hala uzakları takipte.

Korkmuş mu, bildiği için mi yoksa bu dinginliği, direnir gibi, hayatının gerçeklerinin bunlar olduğuna inanmak istemez bir hali var.

Hafif bir baş hareketiyle neredeyse şefkatle rüzgara karşı savuruyor saçlarını, geçen vapurların dumanlarını izliyor hayretle az sonra söyeleyecekleri bir kehaneti bekler gibi.

Aklından öyle şeyler geçiyor ki anlaması için bazı kelimeler gerek ona ama bulamayacak, çok önceden farkına varmış olmadıklarının. 

Belki bir el olmalı omzunda, kalbi küt küt, bi sıcaklık akmalı içine, yanı başında   bavulları, herşey aynı kalmalı, çöpler, sesler, rüzgar, görüntüler  silinmeli yavaşça, geride gecenin ışıklı hatıralar şeridi.

Acının ne olduğu önemli değil, sınıfta kalman, senden büyüklerden dayak yemiş olman, sevgilinden ayrılman veya sadece grip olmuş olman farketmez… Annen sana sadece “merak etme, hepsi geçecek ve sen iyi olacaksın!” der ve sen buna inanırsın. Bundan daha güçlü bir söz bilmiyorum.

"Bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren"
Album Art
[Flash 9 is required to listen to audio.] Played 0 times.

Bir gün, birden bire, birisi çıkar gelir ve kalbinin tam orta yerinde ki varlığından bile habersiz olduğun o allahın belası kocaman boşluğu öyle bir doldurur ki, artık saklanacak hiç bir yerin kalmaz geriye. Artık tek dileyebileceğin kalbinin daha fazla acı pompalamaması olur damarlarına. Nefessiz kalmaktan korktuğundan daha fazla korkmaya başlarsın nefes almaktan. Dursun istediğin herşey üstüne üstüne gelir ve zavallı sen sanırsın ki susarsan bu çığlıkları da duymayacaksın, gözlerini yumarsan saklanacaksın ve hep sonunda aptal çocuklar gibi ağlamaya başlayacaksın.

Artık öyle bir noktaya geldim ki, ne kime kızdığımın, ne de beni neyin üzdüğünün farkındayım. Bomboş ve bombok  bir kalp ağrısı geçmemekle kalmıyor, her günümün içine ediyor. Her gece sabahlara kadar uyuyamayıp binbir türlü yeni senaryolar yazıp her sahneyi baştan oynuyorum. Tek tek tüm kareleri düzeltip başka sonlar yazıyorum ama her seferinde ortada bi başıma kalıyorum. Sonra yine uyanırmış gibi yapıp yaşarmış gibi nefes alıyorum ve en azından bir günü daha deviriyorum ve o anlardan bir gün daha uzaklaştım diye sevinmekle yetiniyorum. Daha ne kadar sürecek, bilmiyorum…